Yapay Uydu Gözlemi

Günün her anında yıldızlar gibi başımızın üzerinden hiç eksik olmayan şeyler de vardır. Onlarda yıldızlar gibi ancak şartlar el verdiğinde gözükürler. Dikkatle bakılmadığında kolaylıkla gözden kaçırılabilecek kadar küçük, ilk defe gören insanı ise UFO gördüğüne inandırabilecek kadar hızlı hareket eden cisimlerdir uydular. Günümüzde uydu sayısı o kadar artmıştır ki yeryüzünde üzerinden en az bir uydu geçmeyen herhangi bir bölge var mıdır bilmiyorum. 36000 km uzaktaki haberleşme uydularından birkaç yüz kilometre yükseklikteki çeşitli görevleri olan uydulara kadar onlarcası hiç bıkmadan gökyüzünde dolanıp durmakta. Peki o kadar uzaktaki bu, nispeten küçük, cisimleri nasıl görebiliyoruz?

Uluslararası Uzay İstasyonu ve Samanyolu Michael Seeley – https://www.flickr.com/photos/mseeley1/27084977708

Bir uyduyu kendi gözlerimizle görmek için uygun bir havanın dışında sadece 3 şartın sağlanması yeterlidir. Tıpkı yıldızlarda olduğu gibi ortamın yeterince karanlık olması şüphesiz birinci şartımız. Nasıl ki sabahları Güneş diğer yıldızları görmemizi engelliyorsa, aynı şekilde uyduları görmemizi de engeller. Bu şarta bir istisna verebiliriz. Eğer uydu Güneş’in önünden geçecek olursa uygun ekipmanlarla uyduyu Güneş’in önünde görebilir, fotoğraflayabiliriz. Özellikle Uluslararası Uzay İstasyonu (UUİ) büyüklüğünden dolayı bu işe en uygun uydudur. UUİ’nin Güneş’in önünden ne zaman geçeceğini ben nasıl bilirim diyorsanız https://transit-finder.com/ adresini ziyaret etmenizde fayda var. Aynı şekilde Ay’ın önünden geçişlerin de hesaplanıp gösterildiği bu site UUİ’yi Ay ve Güneş ile birlikte fotoğraflamak isteyenlerin işini kolaylaştıracak nitelikte.

Güneş’in Önünden Geçen ve İçinde 6 Astronot Bulunduran UUİ
NASA/Joel Kowksy – https://www.flickr.com/photos/nasahqphoto/30903636564/

Diğer şartlara dönecek olursak. En elverişli günde bile ufka baktığımız zaman belli bir yere kadar görebiliyoruz, aynı mantıkla uydunun da bizim görüş hattımıza girmesi gerekmektedir. Başka bir deyişle uydu ufuk çizgisinin üzerinde olmalıdır. Gözlemlenecek uydu ufkun üzerinde yükseklik kazandıkça daha da hızlanarak geçişini sürdürür ve tepe noktasına ulaşıp tekrar alçalmaya başladığındaysa tekrar yavaşlamaya başlayarak ufuk çizgisine ulaşarak göremeyeceğimiz bir noktaya ulaşır. Elbette uydu ufuk çizgisinden birazcık yükseldi diye hemen görünür olacak değil. Gözlem yaptığınız konumun coğrafyası bu şartı bir miktar manipüle etmektedir. Şöyle ki; dağlık bir coğrafyadaysanız uydunun yalnızca ufku aşması yetmez, dağların ufukta kapladığı yüksekliği de aşıp görebildiğiniz gökyüzüne ulaşması gerekir. Şehirdeyseniz de bu sefer aşılması gereken binalar vardır ufukta. Bu sebepten ötürü genel bir kabul olarak uydunun  yüksekliğe ulaştıktan sonra görülebilir olduğu varsayılmaktadır.

Hava yeterince karanlık, ufkumuz açık ve uydunun yeterince yüksekliğe ulaşacağını biliyoruz. Fakat bir türlü uydu kendini bize göstermiyor. İşte o zaman rahatlıkla 3. şartın sağlanmadığını söyleyebiliriz. Yapay uydular tıpkı gezegenlerin doğal uyduları gibi aslında birer ışık kaynağı değildir. Yani yalnızca kendisine gelen ışığı yansıttığı zaman görünür olurlar. Bu da demek oluyor ki uydumuz Güneş’ten ışık almadığı sürece görünür olamaz. E ışıkları bize gelmese de Güneş her zaman ışık saçmaya devam ediyor, biz niye uyduyu göremiyoruz? Bunun sebebi yine biziz, Dünyamız. Tıpkı Ay tutulmasında olduğu gibi Dünya’nın gölgesi uydunun üzerine düşerek onu karanlıklar içerisinde bırakır. Bunun sonucunda uydu bize yansıtacak bir ışık bulamaz ve kendisini göstermeden üzerimizden geçip gider. Dünyamızın boyutunu ve UUİ gibi alçak yörünge uydularının yaklaşık 400 km irtifada dolandığını düşünürsek uyduların Dünya’nın gölgesinden kaçınması oldukça zordur. Zaten bu yüzden yalnızca Güneş doğmadan birkaç saat önce ve battıktan birkaç saat sonra uydular gözlemlenebilir oluyor. Uydunun irtifası arttıkça gölgeye girme süresi kısmen azalsa da bizden uzaklaştıkça onu görmemiz daha da zorlaşmaktadır. Dünya’nın gölgesi sonucunda uydu hemen ufukta değil de bir miktar yükseldikten sonra görünür olabilir, yani Dünya’nın gölgesinden çıkıp görünür olmuş olabilir. Ufukta görünmeye başlayan uydu bir süre yükseldikten sonra bir kerede kaybolabilir. Bu seferde uydunun Dünya’nın gölgesine girdiğini anlayabiliriz. Yılda 1 ya da 2 kez şahit olabileceğiniz çok nadir bir olaysa uydunun görünür başladığı geçişi esnasında kısa bir süreliğine Dünya’nın gölgesine girmesi ve ardından gölgeden çıkarak görünür geçişine devam etmesidir. Güney ve Kuzey yarımkürede yılın belirli bir döneminde gözlem yaptığınız konuma bağlı olarak bu olaya rastlarsanız şaşırmayın. Böyle bir geçişe denk gelirseniz kendinizi şanslı sayabilirsiniz.

3 şartın da sağlanmasına rağmen uyduyu göremiyorsanız dikkat etmeniz gereken basit 2 kural daha söyleyelim. İlk olarak kesinlikle doğru yöne baktığınızdan emin olun 🙂 Yönünüzü teyit ettiniz ve bulutsuz bir havaya rağmen uyduyu göremiyorsanız bu seferde uydunun parlaklığına bakmanız gerekir. +3.0 parlaklık değeri gözlem yapmaya yeterli varsayılsa bile bu değer de tamamen bulunduğunuz bölgeye göre değişiklik gösterebilir. Özellikle ışık kirliliğinin çok olduğu yerlerde yıldızları görmenin zorlaşması gibi uyduları görmek de zorlaşır. Uydunun bize Güneş ışığını yansıtan bölgesinin yüzey alanı, Güneş panellerinin boyutu ve açısı bu anlamda parlaklık miktarını belirleyen kritik bilgilerdir. Uzay istasyonları ve Iridium uyduları (en azından kısa bir süre daha) muhtemelen görebileceğiniz en parlak değerlere sahip uydulardır.

Iridium-13’ün 07.08.2009 Tarihli Parlaması
Andreas Möller – https://www.high-iso.de/fotos/satelliten/iridium-13-07082009/

Yeterli teknik bilgiye sahipseniz biraz zaman ayırarak tüm şartları kendiniz kolaylıkla hesaplayabilir ve gerçeğe çok yakın değerler bulabilirsiniz. Hesapların detayları için UHUK-2018-150 numaralı “Uyduların Belir Bir Bölgeden Görünür Geçişlerinin Saptanması” başlıklı makaleyi inceleyebilirsiniz. Ben hesaptan anlamam ama uyduları izlemek istiyorum derseniz de https://www.heavens-above.com/ (HA) sitesini şiddetle öneririm. Bu alanda en hassas ve kullanıcı dostu sitelerden biri diyebiliriz. Gerek Android gerekse IOS için bu amaçla yazılmış birçok uygulama da mevcuttur.

Uluslararası Uzay İstasyonu ve Samanyolu
Drew Buckley/REX – https://www.getsurrey.co.uk/lifestyle/fun-stuff/can-see-international-space-station-11132813

Özetlemek gerekirse bir uydunun optik olarak gözlemlenebilir olması için Güneş’in ufuk çizgisinin yeterince altında olması, uydunun ufkun üzerinde olması ve Dünyamızın uyduyu gölgede bırakmaması, bize yansıtacak yeterli ışığı alması gerekmektedir. Artık geceleri üzerimizden geçen uçak olmadığına emin olduğumuz o cisimlerden endişelenmemize gerek yok. Emin olun o ışıklı cisim bir uydudur. Yalnız HA gibi uygulamalarda uydu gözükmeyen bir bölgede bu ışığa rastladıysanız o zaman başka. Bu sefer sıradan bir uydu değildir gördüğünüz. Muhtemelen, yörünge bilgileri gizlenen bir casus uydudur o habersizce gelip geçen ışık. Artık geceleri yıldız ve meteor gözleminden başka yapabileceğiniz yeni bir gözlem var. Doğru yere doğru zamanda bakın ve uyduları avlayın!

 

Mehmet Fatih ERTÜRK

Ankara Astronomi Topluluğu

Author: Murat Sana

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir